"righteous" in Turkish
Definition
Doğru veya adil kişi, ahlaken iyi, adaletli ve dini kurallara uygun davranan kimsedir.
Usage Notes (Turkish)
Resmi veya dini bir tonda kullanılır. 'Self-righteous' (kendini beğenmiş derecede doğru) olumsuz; 'righteous cause' ise haklı, adil bir amaç içindir.
Examples
She believes her actions are righteous.
Yaptıklarının **doğru** olduğuna inanıyor.
He is known for his righteous decisions.
**Doğru** kararlarıyla tanınır.
A righteous person always tries to do what is right.
**Doğru** bir insan daima iyiyi yapmaya çalışır.
Many people admired his righteous stand against corruption.
Pek çok kişi onun yolsuzluğa karşı **doğru** duruşuna hayran kaldı.
They donated money for a righteous cause.
Onlar **doğru** bir amaç için para bağışladılar.
Sometimes he sounds a bit too righteous when talking about politics.
Siyaset hakkında konuşurken bazen fazla **doğru** konuşuyor gibi geliyor.