"repudiate" in Turkish
Definition
Bir şeyi kabul etmemek, desteklememek ya da ilişiğini kesmek; ayrıca bir inancı, anlaşmayı veya iddiayı resmen reddetmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi, hukuki ya da akademik ortamlarda kullanılır. 'repudiate a claim', 'repudiate violence' gibi ifadeler yaygındır. 'Refute' (yanlış olduğunu kanıtlamak) ile karıştırmayın.
Examples
He repudiated the accusation in court.
O, mahkemede suçlamayı **reddetti**.
The government repudiated the outdated policy.
Hükümet, eski politikayı **reddetti**.
They publicly repudiated all forms of violence.
Onlar, her türlü şiddeti açıkça **reddettiler**.
She felt hurt when her ideas were repudiated by her colleagues.
İş arkadaşları onun fikirlerini **reddedince** kendini incinmiş hissetti.
The celebrity tried to repudiate any connection to the scandal.
Ünlü, skandalla herhangi bir bağını **reddetmeye** çalıştı.
If you repudiate your responsibilities, others might stop trusting you.
Eğer sorumluluklarınızı **reddederseniz**, başkaları size güvenmeyebilir.