"quintessence" in Turkish
Definition
Bir şeyin en saf, mükemmel ya da temel örneği; en esas veya tipik kısmı.
Usage Notes (Turkish)
'Öz' ya da 'en saf örnek' resmi, akademik ya da edebi dille sık kullanılır. 'the quintessence of...' ifadesi Türkçede de '~nın özü' veya 'en iyi örneği' olarak aktarılır. Gündelik dilde nadirdir.
Examples
She is the quintessence of kindness.
O, nezaketin **özü**dür.
This poem captures the quintessence of love.
Bu şiir, aşkın **özünü** yakalıyor.
The scientist wanted to find the quintessence of matter.
Bilim insanı, maddenin **özünü** bulmak istiyordu.
To me, Paris is the quintessence of romance.
Bana göre Paris, romantizmin **özüdür**.
The chef's new dish is the quintessence of French cuisine.
Şefin yeni yemeği Fransız mutfağının **özü**.
Some say she embodies the quintessence of grace and style.
Bazıları onun zarafet ve tarzın **özü** olduğunu söyler.