"pyroclastic" in Turkish
Definition
Volkanik patlamalarda ortaya çıkan kül, kaya ve diğer parçacıklardan oluşan ya da onlarla ilgili olan şeyleri ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Jeoloji ve bilimsel bağlamda kullanılır, örneğin 'pyroclastic flow' (piroklastik akıntı). Sadece volkanik faaliyetle ilgili; genel ateş olaylarında kullanılmaz.
Examples
A pyroclastic flow can move very quickly downhill.
**Piroklastik** akıntı yokuş aşağı çok hızlı hareket edebilir.
The volcano released pyroclastic clouds during the eruption.
Volkan patlamasında **piroklastik** bulutlar çıktı.
Scientists study pyroclastic material to learn about ancient volcanoes.
Bilim insanları eski volkanları anlamak için **piroklastik** materyali inceler.
You could see the thick, dark pyroclastic cloud racing down the mountain.
Dağın aşağısına doğru hızla inen kalın, koyu **piroklastik** bulutu görebiliyordun.
Those villages were buried under meters of pyroclastic debris after the eruption.
O köyler, patlamadan sonra metrelerce **piroklastik** enkazın altında kaldı.
A lot of the land around the volcano is made up of old pyroclastic deposits.
Volkanın etrafındaki arazilerin çoğu, eski **piroklastik** birikintilerden oluşur.