"prophesied" in Turkish
Definition
Gelecekte ne olacağını, genellikle manevi bir sezgi veya özel bilgiye dayanarak söylemek ya da önceden bildirmek.
Usage Notes (Turkish)
Kelime genellikle dini, tarihi veya edebi bağlamlarda kullanılır. Bilimsel anlamda 'tahmin etti' yerine kullanılmaz. Örn: 'kehanet edilen felaket', 'kehanet edilen sonuç'.
Examples
The ancient priest prophesied a great flood.
Kadim rahip büyük bir seli **kehanet etti**.
She prophesied that peace would return to the land.
O, ülkeye barışın döneceğini **kehanet etti**.
The event happened just as they had prophesied.
Olay, tam da onların **kehanet ettiği** gibi oldu.
Many say the old book prophesied today's problems.
Birçok kişi eski kitabın bugünkü sorunları **kehanet ettiğini** söylüyor.
Nobody believed her when she prophesied bad times ahead.
O, kötü günlerin geleceğini **kehanet ettiğinde** kimse inanmadı.
The film's ending was exactly as fans had prophesied online.
Filmin sonu, hayranların internette **kehanet ettiği** gibiydi.