"presiding" in Turkish
Definition
Bir toplantı veya tören gibi etkinlikte yönetici ya da başkan olarak görev yapmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi toplantı ve törenlerde kullanılır; gayriresmî liderlikten ziyade 'presiding officer' gibi ifadeler için uygundur.
Examples
The presiding officer started the meeting on time.
Toplantıyı **başkanlık eden** kişi toplantıyı zamanında başlattı.
She is presiding over the school ceremony.
O, okul törenine **başkanlık ediyor**.
The judge is presiding in the courtroom.
Yargıç mahkeme salonunda **başkanlık ediyor**.
While presiding over the discussion, he made sure everyone got a chance to speak.
Tartışmayı **başkanlık ederken**, herkesin konuşma hakkı olduğundan emin oldu.
She’s nervous about presiding at her first board meeting.
İlk yönetim kurulu toplantısına **başkanlık edeceği** için gergin.
You could feel the tension with the new chairperson presiding.
Yeni başkanın **başkanlık ettiği** ortamda gerginlik hissediliyordu.