"predicated" in Turkish
Definition
Bir şey başka bir şeye dayanıyor veya ona bağlı olduğu zaman kullanılır. Genellikle fikirlerin, teorilerin veya eylemlerin temelini belirtir.
Usage Notes (Turkish)
Oldukça resmi bir sözcüktür; akademik, hukukî veya teknik metinlerde sık geçer ('predicated on/upon'). Dil bilgisindeki 'predicate' terimiyle karıştırmayınız.
Examples
Our plan is predicated on everyone arriving on time.
Planımız, herkesin zamanında gelmesine **dayanmaktadır**.
The policy was predicated on public safety.
Politika, kamu güvenliğine **dayanmaktaydı**.
Their theory is predicated on previous research.
Teorileri önceki araştırmalara **dayanıyor**.
The whole argument is predicated on a single assumption that may not be true.
Tüm tartışma, doğru olmayabilecek tek bir varsayıma **dayanmaktadır**.
His success wasn’t predicated on luck, but on hard work and determination.
Başarısı şansa **dayanmıyor**, sıkı çalışmaya ve kararlılığa dayanıyordu.
Don’t make plans that are predicated on everything going perfectly.
**Her şeyin mükemmel gideceğine dayanan** planlar yapmayın.