"precipitating" in Turkish
Definition
Bir olay ya da sürecin aniden veya daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak; bilimde çözeltiden katı maddenin ayrılmasını da ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Tıbbi, psikoloji, meteoroloji ve kimyada sık kullanılır. 'Precipitating factor' doğrudan sebep anlamında. 'participating' ile karıştırmayın.
Examples
A sharp drop in temperature is precipitating the snowfall.
Sıcaklıktaki ani bir düşüş, kar yağışını **neden oluyor**.
Stress can be a precipitating factor for illness.
Stres, hastalık için **neden olan** bir faktör olabilir.
The scientist is precipitating a solid from the solution.
Bilim insanı, çözeltiden katı maddeyi **çöktürüyor**.
Her sudden resignation ended up precipitating a crisis at the company.
Onun ani istifası şirkette bir krizi **tetikledi**.
They worried that the announcement might be precipitating panic.
Açıklamanın panik **yaratabileceğinden** endişelendiler.
Economic changes are precipitating shifts in the job market.
Ekonomik değişiklikler, iş piyasasında değişimleri **neden oluyor**.