"precarious" in Turkish
Definition
Güvenli veya sağlam olmayan, kolayca kötüleşebilecek veya tehlikeli hâle gelebilecek bir durum.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle iş, finans veya fiziksel güvenliği kolayca kaybedilebilecek durumlar için kullanılır. Duygusal durumlarda pek kullanılmaz. Örn: 'precarious position' = tehlikeli/sallantılı durum.
Examples
The ladder is in a precarious position.
Merdiven **sallantılı** bir pozisyonda.
He has a precarious job with no contract.
Onun sözleşmesiz bir **güvensiz** işi var.
Their financial situation is precarious.
Mali durumları **tehlikeli**.
She balanced the tray in a truly precarious way.
Tepsiyi gerçekten **tehlikeli** bir şekilde dengeledi.
After the storm, the bridge looked precarious.
Fırtınadan sonra köprü **sallantılı** görünüyordu.
We're in a precarious position here, so let's be careful.
Burada **tehlikeli** bir durumdayız, dikkatli olalım.