"pound into" in Turkish
Definition
Bir şeyi tekrar tekrar vurarak başka bir şeyin içine sokmak; ayrıca, bir bilgiyi çok sık vurgulayıp birinin asla unutmamasını sağlamak (mecazi).
Usage Notes (Turkish)
Hem gerçek anlamda (ör. 'çiviyi tahtaya çakmak'), hem de mecazi olarak (ör. 'birine bir bilgiyi kafasına çakmak') kullanılır. Mecazda baskı veya aşırı vurgulama anlamı olabilir; gündelik dilde görülür.
Examples
He pounded the nail into the wall.
Duvara çiviyi **çaktı**.
The chef pounded the spices into the paste.
Şef baharatı harca **çaktı**.
The teacher tried to pound the rules into the students' heads.
Öğretmen kuralları öğrencilerin kafasına **çakmaya** çalıştı.
She tried to pound into him the importance of being on time.
Ona zamanında olmanın önemini ona **kafasına sokmaya** çalıştı.
No matter how much you try to pound it into me, I won't change my mind.
Ne kadar **kafama soksan** da fikrimi değiştirmem.
The message was finally pounded into everyone after the repeated warnings.
Tekrar tekrar uyarıldıktan sonra mesaj sonunda herkesin **kafasına işlendi**.