"play like a violin" in Turkish
Definition
Birini çok kolayca kontrol etmek, manipüle etmek veya kandırmak; sanki onun üzerinde tam gücünüz varmış gibi.
Usage Notes (Turkish)
Gayri resmi bir ifadedir, genellikle biri kolayca kandırıldığında veya kontrol edildiğinde kullanılır. Müzik ile ilgisi yoktur.
Examples
He played her like a violin, and she believed every word.
Ona **onu kolayca kandırdı**, o da her söze inandı.
The scammer played me like a violin during the call.
Dolandırıcı, aramada beni **kolayca kandırdı**.
If you trust him too much, he will play you like a violin.
Ona çok güvenirsen, seni **istediği gibi yönetir**.
Wow, you really played him like a violin to get that deal!
Vay canına, o anlaşmayı almak için onu gerçekten **kolayca kandırdın**!
Don’t let them play you like a violin—stay sharp in negotiations.
Onların seni **istediği gibi yönetmesine** izin verme—müzakerelerde dikkatli ol.
I can’t believe I was played like a violin; I should’ve seen it coming.
**Beni böyle kolayca kandırdıklarına** inanamıyorum; fark etmeliydim.