"perpetrated" in Turkish
Definition
Kötü, yasa dışı veya ahlaka aykırı bir şeyi, özellikle bir suçu yapmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmi bir kelimedir; hukuki veya haber dilinde geçer. En fazla 'suç', 'dolandırıcılık', 'şiddet' ile birlikte kullanılır. Küçük hatalar veya olumlu eylemler için kullanılmaz.
Examples
The crime was perpetrated by a group of thieves.
Suç, bir grup hırsız tarafından **işlendi**.
He perpetrated a serious fraud against the company.
Şirkete karşı ciddi bir dolandırıcılık **işledi**.
Many acts of violence were perpetrated during the conflict.
Çatışma sırasında birçok şiddet eylemi **gerçekleştirildi**.
It's still not clear who actually perpetrated the attack.
Saldırıyı gerçekten kimin **gerçekleştirdiği** hâlâ belli değil.
Authorities believe the fraud was perpetrated over several years.
Yetkililer, dolandırıcılığın yıllar boyunca **gerçekleştirildiğine** inanıyor.
They denied that any crimes had been perpetrated by their members.
Üyelerinin herhangi bir suç **işlediğini** reddettiler.