"opportunist" in Turkish
Definition
Durumları kendi çıkarı için kullanan ve genellikle adaletli veya doğru olup olmadığına aldırış etmeyen kişi.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuz bir anlam taşır; özellikle siyaset veya iş hayatında yaygındır. 'opportunist' kişi için, 'opportunistic' ise davranış için kullanılır; karıştırmayın.
Examples
He is an opportunist who always looks for ways to gain an advantage.
O her zaman avantaj elde etmenin yollarını arayan bir **fırsatçı**dır.
Many people see a politician as an opportunist.
Birçok kişi bir siyasetçiyi **fırsatçı** olarak görür.
She called him an opportunist after he took credit for her work.
O, onun emeğine sahip çıktıktan sonra ona **fırsatçı** dedi.
Don't be such an opportunist—help the team, not just yourself.
**Fırsatçı** olma—sadece kendini değil, takıma da yardım et.
A true opportunist will turn any crisis into a chance for gain.
Gerçek bir **fırsatçı** her krizi kazanca çevirebilir.
He has a bit of an opportunist streak—you can tell by the way he jumps on new trends.
Onda biraz **fırsatçı**lık var—yeni trendleri hemen yakalamasından anlaşılıyor.