아무 단어나 입력하세요!

"opportunist" in Turkish

fırsatçı

Definition

Durumları kendi çıkarı için kullanan ve genellikle adaletli veya doğru olup olmadığına aldırış etmeyen kişi.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle olumsuz bir anlam taşır; özellikle siyaset veya iş hayatında yaygındır. 'opportunist' kişi için, 'opportunistic' ise davranış için kullanılır; karıştırmayın.

Examples

He is an opportunist who always looks for ways to gain an advantage.

O her zaman avantaj elde etmenin yollarını arayan bir **fırsatçı**dır.

Many people see a politician as an opportunist.

Birçok kişi bir siyasetçiyi **fırsatçı** olarak görür.

She called him an opportunist after he took credit for her work.

O, onun emeğine sahip çıktıktan sonra ona **fırsatçı** dedi.

Don't be such an opportunist—help the team, not just yourself.

**Fırsatçı** olma—sadece kendini değil, takıma da yardım et.

A true opportunist will turn any crisis into a chance for gain.

Gerçek bir **fırsatçı** her krizi kazanca çevirebilir.

He has a bit of an opportunist streak—you can tell by the way he jumps on new trends.

Onda biraz **fırsatçı**lık var—yeni trendleri hemen yakalamasından anlaşılıyor.