"ooze" in Turkish
Definition
Genellikle koyu bir sıvının yavaşça sızması veya bir özelliğin çok belirgin ve güçlü şekilde ortaya çıkması anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle çamur, bal gibi yoğun sıvıların yavaşça sızmasını anlatır. 'ooze confidence' gibi deyimlerde mecaz anlamda kullanılır. Sulu veya hızlı akan sıvılar için uygun değildir.
Examples
The thick syrup began to ooze out of the bottle.
Yoğun şurup şişeden **sızmaya** başladı.
Water started to ooze through the cracks in the wall.
Duvarın çatlaklarından su **sızmaya** başladı.
Blood oozed from the small wound on his arm.
Kolundaki küçük yaradan kan **sızdı**.
She always seems to ooze confidence, even under pressure.
O, baskı altında bile her zaman **özgüven saçıyor** gibi görünür.
The cake was so fresh that cream would ooze out with every bite.
Pasta o kadar tazeydi ki her lokmada krema **sızıyordu**.
After the rain, mud would ooze between our toes as we walked through the field.
Yağmurdan sonra tarlada yürürken çamur parmaklarımızın arasından **sızıyordu**.