"luxuries" in Korean
Definition
Hayat için zorunlu olmayan, onu daha konforlu veya zevkli kılan pahalı ve arzu edilen şeyler ya da deneyimler.
Usage Notes (Korean)
Çoğunlukla çoğul olarak kullanılır; temel ihtiyaçların (yeme, barınma) ötesindeki gereksiz ama keyif veren şeyleri anlatır. 'enjoy life's luxuries', 'afford luxuries', 'little luxuries' gibi kullanımlarda geçer.
Examples
Some people cannot afford luxuries like big houses or cars.
Bazı insanlar büyük evler veya arabalar gibi **sahip olamayacakları lüksler**e sahip olamaz.
Travel and fine dining are considered luxuries by many.
Seyahat ve lüks yemek, pek çok insan için **saçipum** olarak kabul edilir.
During tough times, people give up luxuries to save money.
Zor zamanlarda insanlar para biriktirmek için **saçipum**dan vazgeçerler.
Smartphones used to be luxuries, but now almost everyone has one.
Akıllı telefonlar eskiden **saçipum**du fakat şimdi neredeyse herkesin var.
It's nice to treat yourself to little luxuries once in a while.
Arada sırada kendini küçük **saçipum**lerle ödüllendirmek güzeldir.
Not all luxuries have to be expensive—sometimes, just having free time feels like one.
Tüm **saçipum**lar pahalı olmak zorunda değil—bazen sadece boş vakit bile bir lükstür.