"lackluster" in Turkish
Definition
Birkaç parlaklık, enerji veya heyecan göstermeyen, etkileyici ya da ilgi çekici olmayan şeyleri tanımlar.
Usage Notes (Turkish)
'Sönük performans', 'sönük gözler', 'sönük sonuçlar' gibi durumlarda kullanılır. Doğrudan kişi için değil, özellik ya da eylem için uygundur.
Examples
The movie got lackluster reviews from critics.
Film eleştirmenlerden **sönük** yorumlar aldı.
Her performance on stage was lackluster.
Sahnede performansı **etkisiz**di.
His lackluster eyes showed he was tired.
Onun **cansız** gözleri yorgun olduğunu gösteriyordu.
Their marketing campaign was pretty lackluster and failed to attract attention.
Pazarlama kampanyaları oldukça **sönüktü** ve dikkat çekemedi.
I had a lackluster day at work—nothing exciting happened.
İşte **cansız** bir gün geçirdim—heyecan verici hiçbir şey olmadı.
Even the CEO seemed disappointed by the team's lackluster results this quarter.
Bu çeyrekte ekibin **sönük** sonuçlarından CEO bile hayal kırıklığına uğradı.