"juxtaposition" in Turkish
Definition
İki veya daha fazla şeyi yan yana koyarak aralarındaki farkları veya benzerlikleri ortaya çıkarma işlemi. Genellikle sanat ve edebiyatta kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve akademik bir terimdir; genellikle sanat, edebiyat veya analizde kullanılır. Günlük nesneler için nadiren kullanılır.
Examples
The artist used juxtaposition to show the contrast between light and dark colors.
Sanatçı, açık ve koyu renkler arasındaki zıtlığı göstermek için **yan yana getirme** kullandı.
There is a clear juxtaposition of modern and old buildings in the city center.
Şehir merkezinde modern ve eski binaların açık bir **yan yana koyma** durumu var.
The juxtaposition of happiness and sadness made the story interesting.
Mutluluk ve üzüntünün **yan yana getirilmesi** hikâyeyi ilginç kıldı.
Her outfit was a clever juxtaposition of vintage and modern styles.
Onun kıyafeti, vintage ve modern stillerin zekice bir **yan yana getirme**siydi.
The movie’s power comes from the juxtaposition of laughter and tragedy.
Filmin gücü, kahkaha ve trajedinin **yan yana getirilmesinden** kaynaklanıyor.
You notice the juxtaposition when you walk from the busy street into the peaceful garden.
Yoğun caddeden huzurlu bir bahçeye yürüdüğünüzde **yan yana getirme**yi fark edersiniz.