"jeopardize" in Turkish
Definition
Bir kişi ya da şeyi zarar, kayıp veya başarısızlık riskiyle karşı karşıya bırakmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmi veya ciddi durumlarda, büyük riskler ya da olumsuz sonuçlar için kullanılır. 'jeopardize your chances', 'jeopardize safety' gibi kalıplarla sık kullanılır. Küçük önemsiz durumlar için kullanılmaz.
Examples
Don't jeopardize your health by not sleeping enough.
Yeterince uyumayarak sağlığını **tehlikeye atma**.
Smoking can jeopardize your chances of living a long life.
Sigara içmek, uzun ömür sürme şansını **tehlikeye atabilir**.
Arriving late could jeopardize your job interview.
Geç kalmak, iş görüşmeni **tehlikeye atabilir**.
We can’t jeopardize the project by rushing these decisions.
Bu kararları aceleyle alarak projeyi **tehlikeye atamayız**.
Telling that secret could seriously jeopardize their friendship.
O sırrı anlatmak, onların arkadaşlığını ciddi şekilde **tehlikeye atabilir**.
If you ignore the warnings, you’ll only jeopardize yourself.
Uyarıları görmezden gelirsen, yalnızca kendini **tehlikeye atarsın**.