"jeopardised" in Turkish
Definition
Bir şeyi ya da birini zarar görme, kayıp ya da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmak.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ve önemli tehlikeler için kullanılır; 'kariyer', 'ilişki', 'güvenlik' gibi kelimelerle birlikte görülür. Küçük riskler için kullanılmaz.
Examples
His careless actions jeopardised the whole project.
Onun dikkatsiz davranışları bütün projeyi **tehlikeye attı**.
The company was jeopardised by financial problems.
Şirket, finansal sorunlar nedeniyle **tehlikeye girdi**.
He jeopardised his friendship by lying.
O, yalan söyleyerek dostluğunu **tehlikeye attı**.
If you keep skipping class, your grades could be seriously jeopardised.
Dersleri atlamaya devam edersen, notların gerçekten **tehlikeye girebilir**.
Her trust in him was completely jeopardised after the incident.
Olaydan sonra ona olan güveni tamamen **tehlikeye girmişti**.
Their last-minute changes jeopardised the entire event, but everything worked out in the end.
Son dakika değişiklikleri bütün etkinliği **tehlikeye attı**, ama sonunda her şey iyi gitti.