아무 단어나 입력하세요!

"jejune" in Turkish

yavanyüzeyselolgunlaşmamış (fikirler veya yazılar için)

Definition

Bir şeyin sıkıcı, yüzeysel ya da özgünlükten uzak olduğunu; özellikle fikir veya konuşmaların olgunlaşmamış veya sığ olmasını ifade eder.

Usage Notes (Turkish)

Çok edebi ve resmi bir terimdir; çoğunlukla yazılar, konuşmalar veya fikirlerin sığ ve çocukça olduğunu anlatır. Kişiler için doğrudan kullanılmaz. Günlük konuşmada yaygın değildir.

Examples

The essay was jejune and offered no new insights.

Makale **yavan**dı ve yeni bir bakış açısı sunmadı.

His speech sounded jejune and childish.

Konuşması **yavan** ve çocukçaydı.

Many found the movie's plot jejune and predictable.

Çoğu kişi filmin konusunu **yavan** ve tahmin edilebilir buldu.

To be honest, I thought the book was pretty jejune compared to his earlier work.

Dürüst olmak gerekirse kitap, önceki eserlerine göre oldukça **yavan**dı.

Critics dismissed the politician’s promises as jejune.

Eleştirmenler politikacının vaatlerini **yavan** buldu ve reddetti.

I tried to enjoy the article, but the arguments felt jejune and shallow.

Makaleden keyif almaya çalıştım ama argümanları **yavan** ve yüzeysel geldi.