아무 단어나 입력하세요!

"interwoven" in Turkish

iç içe geçmişbirbirine geçmiş

Definition

Birden fazla şeyin sıkıca birleşip ayrılması zor hale gelmesi; genellikle fikirler, hikâyeler veya nesnelerin bir arada ve bütünleşmiş hali için kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok resmi veya betimleyici yazılarda kullanılır. 'İç içe geçmiş kültürler' veya 'birbirine geçmiş ipler' gibi derin bağlantılar için uygundur. Günlük konuşmada nadir, çoğu zaman edilgen olarak ('iç içe geçmiştir') kullanılır.

Examples

The two stories were interwoven in the novel.

İki hikaye romanda **iç içe geçmişti**.

Different cultures have become interwoven in this city.

Bu şehirde farklı kültürler **birbirine geçmiş** durumda.

The basket was made from interwoven reeds.

Sepet, **iç içe geçmiş** kamışlardan yapılmıştı.

Their lives are so interwoven that they can't imagine being apart.

Hayatları o kadar **iç içe geçmiş** ki, ayrı kalmayı hayal bile edemiyorlar.

History and myth are deeply interwoven in ancient legends.

Eski efsanelerde tarih ve mitler derinden **iç içe geçmiş** durumda.

Modern technology is interwoven with every part of our daily lives.

Modern teknoloji günlük yaşamımızın her alanıyla **birbirine geçmiş** durumda.