"infuse into" in Turkish
Definition
Bir şeyi veya kişiyi zamanla yeni bir nitelik veya duygu ile donatmak; ayrıca yemeklerde aroma veya madde eklemek anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve yazılı dilde yaygındır. Çoğunlukla "enerji aşılamak", "tutku katmak" gibi soyut kavramlarla kullanılır. Mutfakta ise aroma eklemek gibi durumlarda kullanılır.
Examples
She tried to infuse into her writing a sense of hope.
Yazılarına bir umut duygusu **aşılamaya** çalıştı.
The recipe says to infuse into the water some mint leaves.
Tarifte suya biraz nane yaprağı **katılması** gerektiği yazıyor.
The coach wanted to infuse into the team more confidence.
Antrenör, takıma daha fazla özgüven **aşılamak** istedi.
We need to infuse into this project some fresh ideas.
Bu projeye biraz taze fikir **katmamız** gerekiyor.
She always tries to infuse into her lessons a bit of humor.
Derslerine her zaman biraz mizah **katmaya** çalışır.
His speech managed to infuse into the crowd a sense of unity.
Konuşması, kalabalığa birlik duygusu **aşıladı**.