아무 단어나 입력하세요!

"indoctrinating" in Turkish

beyin yıkamaktek taraflı düşünce aşılamak

Definition

Birisine eleştirel düşünme fırsatı vermeden belirli inanç ya da fikirleri aşılamak. Genellikle tek taraflı ve önyargılı bilgilerle yapılır.

Usage Notes (Turkish)

Olumsuz bir anlam taşır; genellikle siyaset, din veya eğitimde geçer. 'Teaching' gibi nötr değildir; burada bir kontrol veya tek yönlü etki vardır. 'indoctrinating children', 'indoctrinating the youth' ifadeleri sık görülür.

Examples

The group was indoctrinating new members with strict rules.

Grup yeni üyeleri katı kurallarla **beyin yıkıyor**du.

Some schools were criticized for indoctrinating students.

Bazı okullar öğrencileri **beyin yıkamakla** eleştirildi.

They are indoctrinating children with their beliefs.

Onlar çocuklara kendi inançlarını **aşılıyorlar**.

He’s not teaching, he’s indoctrinating those kids to follow him blindly.

O, öğretmiyor; çocukları onu körü körüne takip etmeleri için **beyin yıkıyor**.

The organization was accused of indoctrinating people through social media.

Kuruluş sosyal medya üzerinden insanlara **beyin yıkamakla** suçlandı.

Instead of indoctrinating, we should encourage students to think for themselves.

**Beyin yıkamak** yerine öğrencileri kendi başlarına düşünmeye teşvik etmeliyiz.