"indoctrinated" in Turkish
Definition
Kişinin sorgulamadan veya eleştirel düşünmeden belirli bir inanç veya düşünceyi kabul edecek şekilde yetiştirilmiş olması. Genellikle olumsuz anlamda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Normal eğitim için değil, sorgusuz kabullenişi ve zorla benimsetilen inançları belirtir. Genellikle 'indoctrinated followers' gibi toplu veya bireysel kullanımda olumsuz anlam taşır.
Examples
The students were indoctrinated with certain beliefs from a young age.
Öğrenciler küçük yaştan itibaren belirli inançlarla **beyni yıkanmış** durumda.
She was indoctrinated to follow strict rules without question.
O, sorgulamadan katı kurallara uyması için **beyni yıkanmış**tı.
Many cult members are indoctrinated to trust only their leader.
Birçok tarikat üyesine sadece liderlerine güvenmeleri için **beyinleri yıkanır**.
He grew up so indoctrinated that he never questioned the community’s rules.
O kadar **aşılanmış** bir şekilde büyüdü ki topluluğun kurallarını hiç sorgulamadı.
Most of the new recruits were quickly indoctrinated into the group’s ideology.
Yeni katılanların çoğu kısa sürede grubun ideolojisine **aşılandı**.
It’s hard to change the mind of someone who has been indoctrinated for years.
Yıllarca **beyni yıkanmış** birinin fikrini değiştirmek zordur.