"incorrigible" in Turkish
Definition
Kötü alışkanlıkları veya davranışları olan, değiştirilemeyen ya da düzelemeyen kişi veya şey.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla resmi veya edebi dille kullanılır; 'an incorrigible liar', 'incorrigible optimist' gibi, olumsuz özellikler için uygundur. Düzelme umudu olmadığını ima eder.
Examples
He is an incorrigible prankster in class.
O sınıfta **ıslah olmaz** bir şakacıdır.
She has an incorrigible habit of being late.
**Islah olmaz** geç kalma alışkanlığı var.
The puppy was incorrigible, chewing shoes all day.
Yavru köpek **ıslah olmazdı**, bütün gün ayakkabı kemiriyordu.
My brother is an incorrigible optimist; nothing ever gets him down.
Kardeşim **ıslah olmaz** bir optimisttir; hiçbir şey onu üzmez.
Even after so many warnings, he's still incorrigible about breaking the rules.
Onca uyarıdan sonra bile, kuralları çiğnemekte hâlâ **ıslah olmaz** durumda.
You can call me an incorrigible romantic—I just love love stories.
Bana **ıslah olmaz** bir romantik diyebilirsin—Aşk hikayelerini çok severim.