"inconsolable" in Turkish
Definition
Yoğun üzüntü veya kayıptan dolayı teselli edilemeyen kişi.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle büyük kayıplar veya derin duygusal acılar için kullanılır. Günlük ya da hafif üzüntüler için uygun değildir; daha çok resmi ya da edebi dildir.
Examples
After her dog died, she was inconsolable for days.
Köpeği öldükten sonra günlerce **teselli edilemez** haldeydi.
The little boy was inconsolable when he lost his favorite toy.
Küçük çocuk en sevdiği oyuncağını kaybedince **teselli edilemez** oldu.
She felt inconsolable after hearing the bad news.
Kötü haberi duyunca **teselli edilemez** hissetti.
He was inconsolable at his grandfather’s funeral, unable to speak without crying.
Dedesi’nin cenazesinde konuşamayacak kadar **teselli edilemez** durumdaydı.
Nothing anyone said could make her feel better; she remained inconsolable.
Kim ne derse desin, kendini daha iyi hissetmedi; **teselli edilemez** olarak kaldı.
She tried to hide her tears, but she was simply inconsolable.
Gözyaşlarını saklamaya çalıştı ama tamamen **teselli edilemez** durumdaydı.