"incessant" in Turkish
Definition
Hiç durmadan devam eden ve genellikle rahatsızlık veren bir şeyi ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve edebi bir kelimedir; genellikle 'incessant rain', 'incessant noise' gibi olumsuz durumları belirtir. 'constant' kelimesinden daha yoğun bir rahatsızlık anlamı taşır.
Examples
The incessant rain made it hard to go outside.
**Aralıksız** yağmur dışarı çıkmayı zorlaştırdı.
He was annoyed by the incessant noise from the street.
Sokaktan gelen **aralıksız** gürültü onu rahatsız etti.
The baby's incessant crying kept everyone awake.
Bebeğin **aralıksız** ağlaması herkesin uykusunu kaçırdı.
His incessant questions started to get on my nerves.
Onun **aralıksız** soruları sinirimi bozmaya başladı.
The incessant buzzing of the flies drove us crazy at the picnic.
Piknikte sineklerin **aralıksız** vızıldaması bizi deli etti.
She’s tired of her boss’s incessant emails, even on weekends.
Patronunun hafta sonlarında bile gönderdiği **aralıksız** e-postalardan bıktı.