"in on the act" in Turkish
Definition
Başkasının keyif aldığı veya kazanç sağladığı bir işe katılmak, aynı faydayı ya da eğlenceyi paylaşmak.
Usage Notes (Turkish)
Samimi ve gayri resmi durumlarda kullanılır. Eğlenceli veya kazançlı işlere sonradan katılanlar için uygundur; ciddi veya olumsuz durumlar için kullanılmaz.
Examples
When people saw how successful the lemonade stand was, everyone wanted to get in on the act.
İnsanlar limonata standının ne kadar başarılı olduğunu görünce herkes **işe dahil olmak** istedi.
My little brother wanted to be in on the act when we were playing video games.
Biz video oyunları oynarken, küçük kardeşim de **işe dahil olmak** istedi.
Everyone wants to get in on the act when there is free pizza at the office.
Ofiste bedava pizza olunca herkes **işe dahil olmak** ister.
Social media influencers were making money, so now even big companies are trying to get in on the act.
Sosyal medya fenomenleri para kazanınca, şimdi büyük şirketler bile **işe dahil olmaya** çalışıyor.
The band was getting so much attention that other musicians wanted to be in on the act.
Grup çok dikkat çekince diğer müzisyenler de **işe dahil olmak** istedi.
As soon as people heard about the discount, everyone rushed to get in on the act before it ended.
İndirim duyulunca, bitmeden önce herkes **işe dahil olmak** için koştu.