"in cahoots" in Turkish
Definition
Birden fazla kişi gizlice ve genellikle olumsuz bir amaç için birlikte hareket eder.
Usage Notes (Turkish)
Bu deyim gayriresmidir ve genellikle gizli, kötü amaçlı iş birliğini belirtir. 'in cahoots with' şeklinde kullanımı yaygındır. Olumlu iş birlikleri için uygun değildir.
Examples
The two companies were in cahoots to fix the prices.
İki şirket fiyatları sabitlemek için **gizlice iş birliği içindeydi**.
They think the teacher is in cahoots with the principal.
Onlar öğretmenin müdürle birlikte **gizli anlaşma yaptığını** düşünüyorlar.
Are you in cahoots with him or not?
Onunla **gizli anlaşma içinde misin** yoksa değil misin?
Turns out they were in cahoots the whole time, tricking everyone.
Meğerse onlar tüm bu süre boyunca **gizlice iş birliğindeymiş**, herkesi kandırıyorlarmış.
I can't believe you two were in cahoots behind my back!
İkinizin arkamdan **gizlice iş birliği içinde olduğuna** inanamıyorum!
The police suspected the mayor was in cahoots with local gangs.
Polis, belediye başkanının yerel çetelerle **gizli anlaşma yaptığından** şüpheleniyordu.