"in a haze" in Turkish
Definition
Zihnin karışık, dalgın veya bulanık hissettiği durumdur.
Usage Notes (Turkish)
Fiziksel sis anlamında kullanılmaz; daha çok stres, uykusuzluk gibi durumlarda zihinsel bulanıklık için söylenir. 'Sersem halde yürümek' gibi ifadelerde sıkça geçer.
Examples
After the accident, he was in a haze and couldn’t remember much.
Kaza sonrasında o **sersemleşmiş haldeydi** ve pek bir şey hatırlayamadı.
She walked to class in a haze, barely awake.
O, **sersemleşmiş halde** derse yürüdü, neredeyse uyanmamıştı.
He spent all day in a haze after getting the bad news.
Kötü haberi aldıktan sonra bütün günü **sersemleşmiş halde** geçirdi.
Sorry, I’m a bit in a haze—did you just say something?
Üzgünüm, biraz **dalgın haldeyim**—az önce bir şey mi söyledin?
I woke up in a haze this morning.
Bu sabah **sersemleşmiş halde** uyandım.
After pulling an all-nighter, she walked around the office in a haze until lunchtime.
Bütün gece uyumadıktan sonra, öğleye kadar ofiste **sersemleşmiş halde** dolaştı.