아무 단어나 입력하세요!

"impossibility" in Turkish

imkânsızlık

Definition

Hiçbir şekilde gerçekleşemeyecek veya yapılamayacak durum ya da şey.

Usage Notes (Turkish)

'imkânsızlık' daha çok resmi ya da akademik ortamlarda kullanılır, 'the impossibility of...' şeklinde yapılarla sıkça görülür. Gündelik konuşmada daha çok 'imkânsız' tercih edilir.

Examples

The impossibility of traveling to the moon was once widely believed.

Ay'a seyahat etmenin **imkânsızlık** olduğu bir zamanlar yaygın olarak inanılırdı.

They discussed the impossibility of finishing the project on time.

Projeyi zamanında bitirmenin **imkânsızlığını** tartıştılar.

It is an impossibility to fit all these boxes in the car.

Bu kadar kutunun hepsini arabaya sığdırmak tam bir **imkânsızlık**.

For many, owning a home in the city feels like an impossibility nowadays.

Günümüzde birçok insan için şehirde ev almak bir **imkânsızlık** gibi geliyor.

Trying to change his mind is an absolute impossibility.

Onun fikrini değiştirmeye çalışmak tam bir **imkânsızlık**.

I refuse to accept the impossibility of a better future.

Daha iyi bir geleceğin **imkânsızlığını** kabul etmeyi reddediyorum.