아무 단어나 입력하세요!

"immoderate" in Turkish

aşırıölçüsüz

Definition

Makul veya sağlıklı kabul edilen sınırların ötesine geçen, gereğinden fazla olan.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle yazılı ve resmi konuşmalarda kullanılır; 'immoderate drinking', 'immoderate demands' gibi kalıplar yaygındır. 'Excessive'dan daha olumsuz veya zararlı çağrışım taşır.

Examples

Eating immoderate amounts of candy can make you feel sick.

**Aşırı** miktarda şeker yemek sizi rahatsız edebilir.

His immoderate spending led to serious debt.

Onun **aşırı** harcamaları ciddi borçlara yol açtı.

Immoderate noise can be harmful to your ears.

**Aşırı** gürültü kulaklarınıza zarar verebilir.

Her immoderate enthusiasm sometimes overwhelms the group.

Onun **aşırı** coşkusu bazen grubu bunaltabiliyor.

His reaction was totally immoderate—he shouted at everyone for no reason.

Tepkisi tamamen **ölçüsüzdü**—hiçbir sebep yokken herkese bağırdı.

There’s an immoderate amount of pressure to succeed at this company.

Bu şirkette başarılı olmak için **aşırı** bir baskı var.