"imbue" in Turkish
Definition
Bir şeye veya kişiye belirli bir özellik, duygu veya düşünceyi derinden kazandırmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve edebi bir kelimedir; gündelik konuşmada nadiren kullanılır. Genellikle 'be imbued with' yapısında geçer. 'infuse' ve 'inspire'dan daha derin ve kalıcı bir etki anlatır.
Examples
The teacher tried to imbue her students with a love of reading.
Öğretmen öğrencilerine okuma sevgisi **aşılamaya** çalıştı.
Stories can imbue children with important values.
Hikayeler çocuklara önemli değerler **aşılayabilir**.
Her speech was imbued with hope for the future.
Onun konuşması, geleceğe dair umutla **aşılanmıştı**.
The artist’s paintings are imbued with emotion.
Sanatçının tabloları duygu ile **içine işlenmiş**.
Tradition imbues this festival with special meaning.
Gelenek bu festivale özel bir anlam **aşılıyor**.
He wanted to imbue his work with creativity.
İşine yaratıcılık **aşılamak** istedi.