"hardheaded" in Turkish
Definition
İnatçı biri, başkaları karşı çıksa bile fikirlerini veya planlarını kolayca değiştirmez. Bazen duygularına kapılmadan, gerçekçi davrananlar için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'hardheaded' genellikle gayriresmi olarak kullanılır; 'stubborn' ve 'pigheaded' gibi inadın olumsuz tarafını vurgular. Ancak bazen 'gerçekçi' olmaktan dolayı olumlu anlam da kazanır (ör: 'hardheaded businessperson').
Examples
Tom is very hardheaded and never listens to advice.
Tom çok **inatçı**, asla tavsiye dinlemez.
My father can be hardheaded about his decisions.
Babam kararlarında oldukça **inatçı** olabiliyor.
She stayed hardheaded when everyone told her to change her mind.
Herkes fikrini değiştirmesini söylese de o **inatçı** kaldı.
He’s so hardheaded that it’s almost impossible to make him see reason.
O kadar **inatçı** ki ona mantıklı bir şey anlatmak neredeyse imkansız.
You have to be kind of hardheaded to run a business these days.
Bugünlerde iş yürütmek için biraz **inatçı** olmak gerekir.
She’s not just hardheaded—she’s also incredibly practical under pressure.
O sadece **inatçı** değil, baskı altında da son derece gerçekçi.