"gloaming" in Turkish
Definition
Güneş battıktan sonra, tamamen karanlık olmadan önceki, hafif aydınlık zaman. Şiirsel ve eski bir ifadedir.
Usage Notes (Turkish)
Kelimeler daha çok şiirlerde, edebi yazılarda ve romantik anlatımlarda geçer; günlük konuşmada nadirdir. 'in the gloaming' ifadesi şiirsel bir atmosfer verir.
Examples
The sky turns purple in the gloaming.
Gökyüzü **akşam alacakaranlığında** mora döner.
We walked home together in the gloaming.
**Akşam alacakaranlığında** birlikte eve yürüdük.
Birds sing softly in the gloaming.
Kuşlar **akşam alacakaranlığında** hafifçe ötüyor.
There's something magical about the quiet in the gloaming.
**Akşam alacakaranlığındaki** sessizlikte büyülü bir şey var.
In the gloaming, the world seems to pause for a moment.
**Akşam alacakaranlığında** dünya sanki bir an durur.
My grandmother used to tell stories by the firelight in the gloaming.
Büyükannem **akşam alacakaranlığında** ateş başında hikayeler anlatırdı.