아무 단어나 입력하세요!

"fused" in Turkish

birleşmişkaynaşmışbütünleşmiş

Definition

Birden fazla şeyin kaynaşıp bütünleşerek tek bir yapı oluşturmasıdır. Hem fiziksel maddeler hem de fikirler için kullanılabilir.

Usage Notes (Turkish)

Teknik, bilimsel ve yaratıcı alanlarda yaygındır ('fused glass', 'fused ideas'). Genelde edilgen: 'X is fused with Y'. Elektrik sigortası için değil.

Examples

The two metals were fused to create a stronger alloy.

İki metal **birleşmiş** ve daha güçlü bir alaşım oluşmuş.

Their ideas fused into a single plan.

Fikirleri **kaynaşıp** tek bir plan haline geldi.

The wires became fused from too much heat.

Aşırı ısıdan teller **kaynaşmış** durumda.

Her painting style is fused with elements of street art.

Onun resim tarzı, sokak sanatı öğeleriyle **bütünleşmiş** durumda.

Those two companies are now basically fused into one organization.

Bu iki şirket artık temelde tek bir organizasyon olarak **birleşmiş** durumda.

After years of collaboration, their talents have really fused beautifully.

Yıllar süren iş birliğinden sonra, yetenekleri gerçekten güzel bir şekilde **bütünleşmiş** oldu.