"fulsome" in Turkish
Definition
Karşıdaki kişiyi rahatsız edecek derecede abartılı veya samimiyetsiz övgü ya da konuşmayı ifade eder. Nadiren sadece 'çok bol' veya 'kapsamlı' anlamında da kullanılabilir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle edebi veya resmi dilde görülür. 'fulsome praise' yalnızca bol övgü değil, fazlasıyla abartılı ve samimiyetsiz anlamı taşır; olumlu anlamda kullanmak kafa karışıklığı yaratabilir.
Examples
She gave him fulsome praise at the meeting.
Toplantıda ona **aşırı övgü dolu** iltifatlar etti.
His apology sounded fulsome, not sincere.
Onun özrü **aşırı övgü dolu** geldi, samimi değildi.
The article included a fulsome description of the new policy.
Makalede yeni politika hakkında **aşırı övgü dolu** bir açıklama vardı.
I'm not a fan of fulsome flattery—it just feels fake.
**Aşırı övgü dolu** dalkavukluktan hoşlanmam—sahte geliyor.
He delivered a fulsome tribute to his mentor at the ceremony.
Törende mentoruna **aşırı övgü dolu** bir takdir sundu.
Their fulsome support helped the project succeed so quickly.
Onların **aşırı övgü dolu** desteği projeyi hızlıca başarılı yaptı.