아무 단어나 입력하세요!

"flatten" in Turkish

düzleştirmekezmek

Definition

Bir şeyi bastırarak, ezerek ya da yayarak düz ve ince hale getirmek; ayrıca bir şeyin seviyesini veya şiddetini azaltmak anlamında da kullanılabilir.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle fiziksel nesnelerde ('dough', 'boxes', 'grass') ama aynı zamanda mecaz olarak da kullanılabilir ('flatten the curve'). 'Flattened' sıfatı ile karıştırmamaya dikkat edin.

Examples

Please flatten the dough before baking cookies.

Lütfen kurabiyeleri pişirmeden önce hamuru **düzleştirin**.

The grass was flattened after the storm.

Fırtınadan sonra çimenler **yere yattı**.

She used a tool to flatten the cardboard box.

Bir alet kullanarak karton kutuyu **düzleştirdi**.

If you flatten the plastic bottles, they'll take up less space in the bin.

Plastik şişeleri **düzleştirirsen**, çöp kutusunda daha az yer kaplarlar.

The government hopes to flatten the curve of new infections.

Hükümet, yeni enfeksiyonların eğrisini **düzleştirmeyi** umuyor.

The loud noise from the construction was enough to flatten anyone's mood.

İnşaattan gelen yüksek ses, herkesin modunu **düşürmeye** yeterdi.