"face with" in Turkish
Definition
Bir sorun, zorluk veya sıkıntılı bir durumla doğrudan ilgilenmek ya da karşı karşıya gelmek.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla resmi veya nötr bağlamlarda sorunlar ve zorluklar için kullanılır ('face with difficulties', 'face with reality'). Kişilere yönelik kullanılmaz.
Examples
We must face with many challenges at work.
İş yerinde pek çok zorlukla **yüzleşmek** zorundayız.
She had to face with her fear of flying.
Uçuş korkusuyla **yüzleşmek** zorunda kaldı.
Sometimes we face with unexpected problems.
Bazen beklenmedik problemlerle **yüzleşmek** zorunda kalırız.
We're going to have to face with the truth sooner or later.
Er ya da geç **gerçekle yüzleşmek** zorunda kalacağız.
How do you face with stress in your life?
Hayatındaki stresle nasıl **yüzleşiyorsun**?
He didn’t want to face with the consequences of his actions.
Yaptıklarının sonuçlarıyla **yüzleşmek** istemedi.