"exuberance" in Turkish
Definition
Şiddetli bir heyecan, neşe ve enerji hali; genellikle canlı ve coşkulu bir şekilde ortaya çıkar.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla edebi ya da tanımlayıcı yazılarda, enerjik ve pozitif duyguları anlatmak için kullanılır. 'youthful exuberance' gençliğin enerjisi anlamında geçer. Günlük konuşmada argo olarak pek kullanılmaz.
Examples
Her exuberance made everyone in the room smile.
Onun **coşkusu** odadaki herkesi gülümsedi.
Children have a natural exuberance for life.
Çocuklarda hayata karşı doğal bir **coşku** vardır.
He spoke with exuberance about his new project.
Yeni projesinden **coşkuyla** bahsetti.
The team's exuberance after winning was impossible to contain.
Takımın galibiyet sonrası **coşkusu** kontrol edilemedi.
Despite the rain, her exuberance kept the party lively.
Yağmura rağmen onun **coşkusu** partiyi canlı tuttu.
You can feel his exuberance just by talking to him.
Onunla konuştuğunuzda **coşkusunu** hissedebilirsiniz.