"extricate" in Turkish
Definition
Birini ya da bir şeyi karmaşık veya zor bir durumdan ya da sıkıştığı yerden kurtarmak ya da çıkarmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmî ve ciddi durumlarda kullanılır; genellikle 'from' (örn. 'extricate from danger') ile birlikte geçer. Sıradan bir çıkarma işlemi için kullanılmaz, zorluk içerir.
Examples
Sometimes it's hard to extricate yourself from a bad situation at work.
Bazen işte kötü bir durumdan kendinizi **kurtarmak** zordur.
Can you help me extricate my headphones from this knot?
Kulaklığımı bu düğümden **çıkarmama** yardım eder misin?
The firefighters extricated the driver from the car.
İtfaiyeciler sürücüyü arabadan **kurtardı**.
He tried to extricate himself from the conversation.
Kendini bu sohbetten **kurtarmaya** çalıştı.
It took an hour to extricate the cat from the tree.
Kediyi ağaçtan **çıkarmak** bir saat sürdü.
She managed to extricate herself from the messy situation without offending anyone.
Kimseyi kırmadan o karmaşık durumdan kendini **kurtardı**.