"eviscerating" in Turkish
Definition
Çok büyük zarar veren, aşırı derecede yok eden veya en önemli kısmı ortadan kaldıran; aslen iç organları çıkarmak anlamına gelse de, genellikle çok sert eleştiri veya ağır yenilgiler için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Dramatik etki yaratmak için resmi ve duygusal bağlamlarda kullanılır; küçük sorunları tanımlamada kullanılmaz. 'eviscerating criticism' ve 'eviscerating defeat' gibi ifadelerle sıkça geçer.
Examples
The movie received an eviscerating review from critics.
Film, eleştirmenlerden **yıkıcı** bir inceleme aldı.
Losing the championship was an eviscerating blow to the team.
Şampiyonluğu kaybetmek, takım için **yıkıcı** bir darbe oldu.
She delivered an eviscerating speech against injustice.
O, adaletsizliğe karşı **yıkıcı** bir konuşma yaptı.
That was an eviscerating defeat—they never stood a chance.
Bu, **yıkıcı** bir mağlubiyetti—hiç şansları yoktu.
Her eviscerating comments left everyone speechless.
Onun **yıkıcı** yorumları herkesi şaşkına çevirdi.
Journalists wrote eviscerating pieces about the scandal.
Gazeteciler, skandal hakkında **yıkıcı** yazılar yazdı.