"enticement" in Turkish
Definition
Birini bir şey yapmaya teşvik eden veya cazip kılan, genellikle ödül veya avantaj sunan durum ya da teklif.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ya da hukuki ortamlarda kullanılır. 'financial enticement' maddi cazibe anlamındadır ve bazen etik dışı veya riskli durumları çağrıştırabilir.
Examples
He could not resist the enticement of chocolate cake.
Çikolatalı pastanın **çekiciliğine** karşı koyamadı.
The store used discounts as an enticement to attract customers.
Mağaza, müşterileri çekmek için indirimleri **çekicilik** olarak kullandı.
Money can be a powerful enticement for some people.
Para bazı insanlar için güçlü bir **ayartma** olabilir.
Despite all the enticements, she stayed true to her goals.
Tüm bu **çekiciliklere** rağmen o, hedeflerine sadık kaldı.
That job offer came with plenty of enticements.
O iş teklifi birçok **çekicilik** ile geldi.
He wasn’t interested, no matter the enticement.
Hangi **ayartma** olursa olsun, o ilgilenmedi.