"engraver" in Turkish
Definition
Metal, ahşap veya cam yüzeylere desen veya yazı işleyen kişi ya da bunu yapan makine.
Usage Notes (Turkish)
'Oyuncı' kişi için, 'gravür makinesi' cihaz için kullanılır. Takı, ödül gibi alanlarda kişi, teknik ortamlarda makine daha yaygındır.
Examples
The engraver carefully worked on the silver plate.
**Oyuncı** gümüş tabağın üzerinde titizlikle çalıştı.
An engraver adds names to trophies.
Bir **oymacı** kupalara isim ekler.
This laser engraver is very fast.
Bu lazer **gravür makinesi** çok hızlı.
My grandfather was an expert engraver who made beautiful rings.
Dedem güzel yüzükler yapan usta bir **oymacı**ydı.
The company bought a new engraver for their custom jewelry business.
Şirket, özel takı işinde kullanmak üzere yeni bir **gravür makinesi** satın aldı.
You should ask the engraver if he can fit your whole message on the bracelet.
**Oyuncı**ya, mesajının tamamını bilekliğe sığdırabilir mi diye sor.