"embroiled" in Turkish
Definition
Karmaşık ve tatsız bir durum, tartışma veya çatışmanın içine derinlemesine karışmak veya dahil olmak anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok olumsuz ve karmaşık durumlarda kullanılır. 'embroiled in a scandal' veya 'embroiled in controversy' gibi kalıplarda geçer. Sıradan, basit durumlar için uygun değildir.
Examples
The company was embroiled in a major scandal.
Şirket büyük bir skandala **bulaştı**.
She became embroiled in a heated argument at work.
İşte hararetli bir tartışmaya **karıştı**.
Many countries were embroiled in the conflict.
Birçok ülke çatışmaya **bulaştı**.
He didn't mean to get embroiled in their messy divorce.
Onların karmaşık boşanmasına **bulaşmak** istemedi.
Before she knew it, she was embroiled in campus politics.
Göz açıp kapayıncaya kadar kampüs politikasına **karıştı**.
You don't want to get embroiled with those kinds of people.
O tür insanlarla **bulaşmak** istemezsin.