"edify" in Turkish
Definition
Birinin ahlaki, entelektüel veya manevi gelişimine katkıda bulunmak amacıyla bilgi vermek ya da öğretmek.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve edebi ortamlarda yaygındır; gündelik konuşmada nadiren kullanılır. 'edify the audience' ifadesi 'dinleyiciyi manevi/entelektüel olarak aydınlatmak' anlamında kullanılır.
Examples
The book was written to edify young readers.
Kitap, genç okuyucuları **aydınlatmak** için yazılmıştır.
Teachers try to edify their students every day.
Öğretmenler her gün öğrencilerini **aydınlatmaya** çalışırlar.
A good story can edify as well as entertain.
İyi bir hikaye hem eğlendirebilir hem de **aydınlatabilir**.
The documentary aims to edify viewers about environmental issues.
Belgesel, izleyicileri çevre sorunları hakkında **aydınlatmayı** amaçlıyor.
He told a story to edify and inspire us, not to boast.
Bize hava atmak için değil, **aydınlatmak** ve ilham vermek için bir hikaye anlattı.
Travel can edify you in ways you don’t expect.
Seyahat, ummadığınız şekillerde sizi **aydınlatabilir**.