"distressing" in Turkish
Definition
Aşırı endişe, üzüntü veya rahatsızlık hissi uyandıran; kişiyi duygusal olarak zor durumda bırakan bir durum.
Usage Notes (Turkish)
'Distressing' genellikle haber, olay veya durumu anlatırken kullanılır; duygusal acı içerir. 'Traumatic' kadar ağır değildir ama 'upsetting'den daha güçlüdür. 'distressing news', 'distressing experience' gibi ifadelerle sıkça geçer.
Examples
The news was very distressing.
Bu haber çok **üzücü**ydü.
Losing his dog was distressing for him.
Köpeğini kaybetmek onun için çok **üzücü**ydü.
She found the hospital experience distressing.
Hastane deneyimi onun için oldukça **rahatsız ediciydi**.
I watched a distressing documentary about refugees last night.
Dün gece mülteciler hakkında **üzücü** bir belgesel izledim.
It's distressing to see so many people losing their jobs.
Bu kadar çok insanın işini kaybettiğini görmek **üzücü**.
Her reaction to the distressing news was completely understandable.
**Üzücü** habere verdiği tepki tamamen anlaşılabilirdi.