"distort" in Turkish
Definition
Bir şeyin şeklini, görünüşünü veya sesini bozmak ya da bir olayı yanlış veya yanıltıcı şekilde aktarmak.
Usage Notes (Turkish)
Hem fiziksel değişiklikte ('görüntüyü bozmak') hem de bilgiyle ilgili olarak ('gerçekleri çarpıtmak') kullanılır. 'disturb' (rahatsız etmek) ve 'destroy' (tamamen yok etmek) ile karıştırmayın.
Examples
The camera lens can distort the picture.
Kamera lensi resmi **bozabilir**.
Loud noises can distort your hearing.
Yüksek sesler işitmenizi **çarpıtabilir**.
Don't distort the facts when you tell your story.
Hikayeni anlatırken gerçekleri **çarpıtma**.
The funhouse mirrors really distort your reflection.
Lunapark aynaları gerçekten yansımanı **çarpıtıyor**.
He tends to distort what happened to make himself look better.
Kendini daha iyi göstermek için olanları **çarpıtır**.
The old radio would distort music when the volume was high.
Eski radyo, ses yüksek olunca müziği **bozardı**.