"disgrace" in Turkish
Definition
Ciddi utanç veya saygınlık kaybına sebep olan kişi, olay ya da durumdur. Çok kötü ve kabul edilemez durumlarda da söylenir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle eleştirirken ve vurgu yapmak için 'bu bir utanç' şeklinde kullanılır. 'Ailesine utanç getirmek', 'gözden düşmek' gibi kalıplarla da sık geçer. 'Embarrassment'tan daha ciddi bir ifadedir.
Examples
The dirty hospital was a disgrace.
Kirli hastane tam bir **utançtı**.
He felt that he had brought disgrace on his family.
Ailesine **utanç** getirdiğini hissetti.
After the scandal, the official fell into disgrace.
Skandaldan sonra yetkili **gözden düştü**.
The way they treated those workers is an absolute disgrace.
O işçilere yapılan muamele tam anlamıyla **rezalet**.
That performance was a disgrace — nobody even knew their lines.
O performans tam bir **rezaletti** — kimse repliklerini bile bilmiyordu.
The senator went from being popular to living in disgrace.
Senatör popülerken **itibar kaybıyla** yaşamaya başladı.