"dignitary" in Turkish
Definition
Hükümette veya kilisede önemli bir resmi pozisyona sahip kişi.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve ciddi ortamlarda kullanılır, yalnızca devlet veya yüksek mercilerdeki yetkililer için uygundur. Ünlüler veya resmi görevi olmayanlar için kullanılmaz.
Examples
The mayor welcomed the visiting dignitary to the city.
Belediye başkanı, şehre gelen **üst düzey yetkiliyi** karşıladı.
Several dignitaries attended the opening ceremony.
Açılış törenine birkaç **üst düzey yetkili** katıldı.
A dignitary from another country gave a speech.
Başka bir ülkeden bir **üst düzey yetkili** konuşma yaptı.
The event was filled with local dignitaries and government officials.
Etkinlik, yerel **ileri gelenler** ve devlet yetkilileri ile doluydu.
If a foreign dignitary visits, security is always tight.
Bir yabancı **üst düzey yetkili** ziyaret ettiğinde güvenlik her zaman sıkı olur.
As a dignitary, she often travels to international conferences.
Bir **üst düzey yetkili** olarak, sık sık uluslararası konferanslara katılır.